Hellerstein’ın Amerikan yargı tarihindeki asıl belirleyici rolü, 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırıların ardından başladı.
Yargıç, saldırılar nedeniyle açılan haksız ölüm ve mülk hasarı davalarının neredeyse tamamına tek başına baktı ve yıllar süren devasa tazminat süreçlerini karara bağladı.
Ortodoks bir Yahudi olan New York doğumlu Hellerstein, inancının adalet anlayışı üzerindeki etkisini gizlemedi.
Ceza duruşmalarını özellikle cuma günlerine ayarladığını belirten yargıç, 2020’deki bir kayıtta, Şabat gününde verdiği cezaların adil olup olmadığını derinlemesine düşünebilmek için bu takvimi seçtiğini anlattı.
2013 yılında kaleme aldığı bir hukuk makalesinde ise “Bir yargıç ve bir Yahudi olarak, yaptığım her şeyin Tanrı’yı yansıttığını ve O’nun suretini etkilediğini düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.
Columbia Üniversitesinde lisans ve hukuk eğitimini tamamlayan, bu dönemde okulun hukuk dergisinde editörlük üstlenen Hellerstein, kariyerinin ilk yıllarında ABD ordusunun adli teşkilatında görev aldı.
1960 yılında katıldığı Stroock & Stroock & Lavan hukuk bürosunda 38 yıl avukatlık yaptıktan sonra federal yargıçlık koltuğuna oturan hukukçu, çeyrek asrı aşan görev süresiyle New York adliyesinin sembol isimlerinden biri olarak tarihe geçti.

Yorumlar
Henüz bu habere yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan siz olun!