Polonya Anayasa Mahkemesi, yasaların ve diğer düzenleyici işlemlerin Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen en yüksek anayasal denetim organı olarak görev yapıyor.
Mahkeme ayrıca merkezi devlet organları arasındaki yetki uyuşmazlıklarına ve vatandaşların anayasal haklarının ihlaline ilişkin şikayetlerine bakıyor.
Kararları herkes için bağlayıcı ve kesin sayılan mahkeme, parlamento ile hükümetin çıkardığı yasaları anayasaya aykırı ilan edebildiği için üye yapısı ve yönetimi üzerindeki kontrol büyük siyasi anlam taşıyor.
GERGİNLİK EYLÜLDE BAŞLADI
Mahkeme yönetimi etrafındaki anlaşmazlık eylül başında, parlamentonun alt kanadı Sejm’in Maciej Berek’i Anayasa Mahkemesi’nin yeni yargıcı seçmesiyle tırmandı.
Berek 14 Ekim’de Sejm’de yemin etti; ancak Cumhurbaşkanı Nawrocki hem ona hem de parlamentonun aday gösterdiği diğer iki yargıca yemin ettirmeyi reddederken, Mahkeme Başkanı Bogdan Święczkowski milletvekillerinin atadığı diğer yargıçların göreve başlamasına izin vermedi.
Berek, 15 Ekim’de mahkeme yönetimi etrafındaki tablodan ve protestolardan Święczkowski’yi sorumlu tuttu.
Başbakan Tusk ise “saldırganlığın artmasının” sorumluluğunun Nawrocki ile Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) lideri Jarosław Kaczyński’ye ait olduğunu söyledi.
Polsat televizyonunun haberine göre, ekim ayında mahkeme önünde başlayan protestoları Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) bağlantılı gruplar organize etti.
17 Ekim’deki gösteride konuşan Kaczyński, ülkenin sorunlarından Tusk hükümetini sorumlu tuttu ve mahkemeyi, Polonya Merkez Bankası ile birlikte “bu hükümetin ele geçirmediği” iki kurumdan biri olarak nitelendirdi.
Aynı gösteride konuşan Cumhurbaşkanlığı Kabine Şefi Paweł Szefernaker de, “Mevcut hükümet, yani Donald Tusk hükümeti, üç yıldır Polonya Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan her şeyi yıkıyor.” dedi.
Szefernaker, bakanlar kurulunu siyasi tutuklamalar yapmakla ve devlet kurumlarını ele geçirmeye çalışmakla suçladı.

Yorumlar
Henüz bu habere yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan siz olun!