Sedyenin önemli bir tarihi bulgu olduğuna dikkati çeken Uysal, “Dünyadaki savaş müzelerinde yapılan araştırmalar sonucunda, bir benzerinin İngiltere’de bulunduğu, diğerinin ise artık bizde olduğu ifade edildi. Bu eseri tarihe hediye etmek ve bağışlamak adına bir görev üstlendim. Üzerinde hala kan izleri olduğunu düşünüyoruz. Bunların ilerleyen dönemde araştırılacağı söylendi. Belki de bir şehidin kanı. Bizden sonra tarihi öğrenecek genç nesillere bir hediye niteliğindeydi. ‘Satıp değerlendirelim, çok değerli, müzayedelere girsin, açık artırmaya çıkaralım’ gibi birçok anlamsız geri dönüş aldım. Bir tarihi eserin emanet edileceği yer, Çanakkale Savaş Müzesi’dir. 1915 tarihi varsa, bu bir sedyeyse ve üzerinde belki de bir şehidin kanı bulunuyorsa, onun olması gereken yer ancak bir savaş müzesidir. Biz yedi düvele karşı savaşmış milletin torunlarıyız. O ecdattan geliyoruz. Sedye ancak orada olmalıydı. Kendi açımdan çok büyük bir şey yapmadım. Bulduğum o objeyi tarihe emanet ettim” dedi.
18 Mart’ta Çanakkale’ye gidip sedyeyi yerinde göreceğini belirten İbrahim Uysal, “Tarihi Alan Başkanlığı yetkilileri sedyeyi benden teslim aldıktan sonra, savaş müzesinde ‘İbrahim Uysal tarafından müzemize bağışlanmıştır’ ifadesinin yer aldığı özel bir pirinç levha hazırlanacağını söyledi. Bana çok güzel bir sürpriz yaptılar. 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü’nde eşimle birlikte bizi misafir edeceklerini, tarihi alanı gezdireceklerini söylediler. Bu anlamda çok mutluyum” dedi.

Yorumlar
Henüz bu habere yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan siz olun!